ATLAS LOGO
HASANKEYFE SADAKAT
Sadakat Çağrısı
Doğal Alanlar
Arkeolojik Alanlar
Haberler
News
Basından
Fotoğraf Galerisi
Sadakat Yolcuları
Ziyaretçi Defteri
Mesaj sayısı: 559


Barajların Hesap Defteri

Günümüzde büyüyen nüfusun tarımsal ürün ve enerji gibi gereksinimleri göz önüne alındığında barajların yapılması kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle, baraj yatırımları Türkiye'nin yatırım bütçesinin çok önemli bir kısmını kapsıyor.

Öte yandan, barajların sayı ve büyüklüğüne yönelik kararlar alınırken talebin gerçek büyüklüğü dikkate alınmıyor ve sonuç olarak Türkiye'deki baraj inşaatları akarsular üzerinde gelişigüzel müdahaleler şeklinde sonuçlanıyor. Baraj inşaatlarının çevre, sosyoekonomik yapı ve diğer sektörler üzerindeki etkileri de neredeyse tümüyle göz ardı ediliyor. Barajlar, yaygın ve yerleşik kanının tersine, en ekonomik, en temiz ve en zararsız enerji kaynakları değiller. Baraj inşaatları çoğunlukla proje safhasında öngörülen ekonomik kârı getirmiyor ve kısa ömürlü projeler olmaları sebebiyle alandan uzun vadede elde edilebilecek gelir kaynaklarını da ortadan kaldırıyor. Türkiye'nin baraj politikasının daha gerçekçi ve ekonomik açıdan akılcı bir bakış açısıyla hazırlanması ve uygulanması zorunludur. Bu nedenlerle, Devlet Su İşleri (DSİ) barajları bugün olduğu gibi tekil yatırımlar şeklinde uygulamak yerine, su kaynaklarının daha verimli bir şekilde yönetildiği bütüncül su havzası yönetimi yaklaşımını benimsemeli.

Türkiye'de Barajlar

Eldeki en güncel verilere göre, Türkiye'de 258 baraj işletiliyor. 166 adet baraj inşaat aşamasında veya inşaat programında, 174'ü projelendirilmiş ve 241'i ise projelendirme aşamasındadır. Tümü tamamlandığında Türkiye’deki barajların sayısının 839’a çıkarak üç kattan daha fazla artacağı tahmin ediliyor. Öngörülen tüm barajların yapılması halinde, üzerinde herhangi bir müdahale bulunmayan çok az akarsu kalacak; bu tablonun çevresel etkilerinin ne olacağı konusunda ise herhangi bir araştırma yok. Kesin olan şu ki, bu inşaatlar tamamlandığı takdirde pek çok su havzasındaki yerüstü ve yeraltı su dengeleri altüst olacak ve çok sayıda canlının yaşam alanı geri dönüşsüz yok olacak.

Barajların Olumsuz Etkileri

Türlerin ve doğal yaşam ortamlarının yok olması

Her baraj, yapısı, konumu ve boyutlarına göre değişen oranda, akarsuların doğal akışlarını ve yapısını değiştiriyor. Bu durum, suyun kalitesinin bozulması, canlıların yaşam alanlarının tehlike altına girmesi ve pek çok canlı türünün bu nedenle yok olması gibi bir dizi ciddi sorunu gündeme getiriyor. Doğa Derneği ve Atlas, Türkiye’deki nadir ve tehlike altındaki canlı türlerinin yaşadığı 266 önemli doğa alanını belirledi. Planlanan bütün barajlar yapıldığı takdirde, bu alanlarda yaşayan nadir canlıların önemli bir kısmının nesli geri dönüşü olmaksızın tükenecek.

Deltaların erimesi

Baraj yapmada temel hedef, akarsular gibi doğanın en dinamik ve üretken sistemlerini dizginleyerek, onlardan "sulama, içme suyu ve enerji gibi gerekçelerle" en yüksek yararı elde etmektir. Bu nedenle barajların ardından akarsular, kıyılardaki deltalarına tortu taşıyamıyor, deltaların kıyıları zamanla denizlere teslim oluyor. Tortulara bağlı olarak taşınan besin maddeleri barajlarda tutulduğu için deltalardaki ve denizlerdeki canlılara ulaşamıyor. Derbent ve Altınkaya barajları, 5 yıl gibi kısa bir süre içinde Kızılırmak Deltası'ndaki kıyı kumullarının 500 metre kadar deniz tarafından içeriye doğru aşınmasına sebep olmuştur. Denizin aşındırıcı etkisi tarım faaliyetleri başta olmak üzere deltadaki tüm geçim kaynaklarını tehdit edecek.

Yeraltı sularının azalması ve doğal göllerin kuruması

Özellikle su kaynakları kısıtlı olan kapalı havzalardaki akarsularda inşa edilen barajlar, suyu havzanın irtifası yüksek noktalarında tutarak havzanın aşağı kesimlerine olan su akışını azaltıyor. Bu durumda, havzanın orta kesimindeki yeraltı suları aşırı derecede azalıyor ve bazı durumlarda havzalardaki göller tümüyle kuruyor. Sultansazlığı, kendisini besleyen akarsulardaki barajlar nedeniyle bugün tümüyle yok olmuş bir sulak alanımız. Orta Anadolu'da buna benzer pek çok örnek bulunuyor.

Ekonomik verimsizlik

Baraj projeleri çoğu zaman hesaplananın üzerinde bir maaliyetle tamamlanır. Buna karşın hidroelektrik santrallardan elde edilen ekonomik gelirin de çoğu zaman tahmin edilenin altında olduğu biliniyor. Baraj sahası altında kalan alandan elde edilen ekonomik gelirin miktarı ise proje aşamalarında çoğu zaman göz ardı ediliyor. İnşaatın tamamlanmasıyla birlikte su toplama alanında yer alan birinci sınıf tarım arazileri ve taşkın ovaları geri dönüşsüz kaybediliyor. Benzeri ekonomik kayıplar sadece baraj sahası üzerinde değil barajın altında kalan akarsu boyunca da yaşanıyor. Özellikle yeraltı sularındaki düşüş barajların aşağı kesimindeki tarım alanlarında verim kaybına neden oluyor, bazı alanlarda ise saz kesimi, balıkçılık gibi faaliyetler tümüyle ortadan kalkıyor. Birleşmiş Milletler'e ait 2003 tarihli "Dünya Su Gelişim Raporu'na göre dünyanın en büyük 227 nehrinin yüzde 60'ında barajlar ve türevleri dolayısıyla doğal bütünlük bozuldu, bu durum tatlı su kaynaklarının arıtımı ve korunmasında hayati öneme sahip olan ekosistemlere zarar verdi. Zamanında dünyanın en büyük barajı olan Nil Nehri üzerindeki Assuan, artık çözülmesi mümkün olmayan ve ekonomik zararı son derece yüksek sorunlar doğurdu. Baraj nedeniyle Nil Nehri'nin taşıdığı tortularla beslenen kıyılar aşındı, besin maddesi bulamayan Akdeniz'in ekonomik değere sahip balık stokları büyük ölçüde azaldı.

Sosyoekonomik bozulma

Baraj alanında yaşayan pek çok insan inşaatın tamamlanmasıyla birlikte başka alanlara göç ediyor ve buralar da önemli sosyoekonomik sorunların parçası oluyor. Geleneksel yaşam biçiminin ortadan kalkmasıyla, barajdan etkilenen topluluklar taşındıkları yeni bölgedeki (çoğunlukla kentsel alanlar) yaşam koşullarına uyum sağlamakta zorluk çekiyor. Öte yandan, yeni taşınılan bölgenin taşıma kapasitesi ve altyapısının yetersiz olduğu durumlarda bu bölgenin yerli halkıyla barajdan etkilenenler arasında sosyal çatışmalar oluşabiliyor. Kırsal yaşama dair geleneksel bilginin kaybı da barajlar nedeniyle yer değiştiren toplulukların karşı karşıya olduğu sorunlardan biri.

Çözüm Önerileri

Tüm barajlar için ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin uygulanması

Dünyada ve ülkemizde yaşanan büyük ve hızlı tahribatın engellenebilmesi için yapılan çalışmalar sonucunda ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) yaklaşımı geliştirildi. Her türlü projenin çevreye etkisinin dikkate alınması amacıyla ülkemizde de uygulamaya konulan ÇED Yönetmeliği çok sayıda değişikliğe uğradı. 23.06.1997 tarihli ÇED Yönetmeliği'nin birinci geçici maddesine göre 07 Şubat 1993 tarihinden önce geliştirilen projeler için ÇED yönetmeliğinin hükümleri geçerli değil. Bu geçici maddenin bir an önce iptal edilerek projelendirme tarihine bakılmaksızın tüm barajların ÇED sürecine tabi tutulması gerekiyor.

Entegre su yönetimi

Türkiye'de havza bazında, entegre su yönetimi uygulaması gerekli. İlgili tüm kamu kurumlarının, STK'lerin, üniversitelerin ve diğer ilgi sahiplerinin birbirleriyle şeffaf bir ortamda tartışmaları ve ulusal bir su vizyonu üretmeleri gerekiyor. Öte yandan Avrupa Birliği uyum sürecinde Türkiye mevzuatı ile bütünleştirilmesi gereken Su Çerçeve Direktifi de ülkemizde entegre su yönetimine başlanması için iyi bir fırsat oluşturuyor.


Ulusal tarım politikasının su potansiyeli ile ilişkilendirilerek şekillendirilmesi

Tarımsal yatırımların, Türkiye'nin AB ve Ortadoğu ülkeleri karşısındaki rekabet gücü dikkate alınarak hesaplanması gerekiyor. Ayrıca, verimli arazilere tarım sektörü yerine sanayi yerleşiyor, buna karşın verimsiz arazilerde ısrarla sulu tarım yapılmaya çalışılıyor. Verimsiz arazilerde tarım yapılmasının su açısından bedeli çok yüksek: Özellikle yağışı az olan bölgelerde sulama için hektar başına daha çok su kullanmayı gerektiriyor. Bu noktada maliyeti yüksek tarımsal yatırımların teşvik edilmesi yerine daha az yatırımla sürdürülebilecek kırsal kalkınma çalışmalarının ön plana çıkarılması daha doğru olacaktır.

Alternatif enerji kaynakları ve enerjinin tasarruflu kullanımı

Ülkemizde makro düzeyde doğru ve gerçekçi bir enerji planlaması yapıldığını söylemek oldukça zor. Talep tahminlerine bakıldığında, ilgili kamu kuruluşlarının birbirinden son derece farklı rakamlarıyla karşılaşılıyor. Enerji arzında ise birçok sorunlar yaşandığı açık. Hidroelektrik kapasitemiz yüzde 30'larda kullanılıyor, birçok barajımızda elektrik üretilmiyor. Üretilen elektriğin nakil ve dağıtımında büyük kayıplar var. Güneş, rüzgâr, jeotermal gibi önemli potansiyellerimiz üzerinde ciddi bir değerlendirme yapılmıyor. Elektrik kullanımında israfı azaltıp tasarruf sağlayıcı yatırımlar ve bunlara ilişkin teşvikler yok. Enerjiye yönelik yatırımların yukarıdaki sorun ve fırsatlar dikkate alınarak yapılması gerekiyor.

Suyun doğru fiyatlandırılması

Su, yeri doldurulamaz bir ürün olması sebebiyle diğer ekonomik mallardan farklı olarak fiyatlandırılmalı. Temel ihtiyaçları karşılayacak miktarda su bedavaya veya çok az bir fiyatla arz edilmeli. Temel ihtiyaçtan fazlasını kullanmak isteyen tüketicilerin ise gittikçe artan skalalardan suyun bedelini ödemeleri gerekiyor. Elde edilen gelir, sadece su şebekesinin giderlerinde değil, suyun çekildiği ekosisteme verilen zararın giderilmesi için restorasyon çalışmalarında da kullanılmalı.

Suyun ekolojik değerinin dikkate alınması

Türkiye'de, son 45 yılda mevcut sulak alan varlığının yarısından fazlası tahrip edildi. Bugün sulak alanlarımızı ve değerli nehirlerimizi, tarım ve yerleşim amacıyla kurutmaya, geride kalanları kanalizasyon ve endüstriyel atıklarla kirletmeye devam ediyoruz. Su kaynaklarının ve sulak alanların korunması için yürürlüğe konmuş olan Ulusal Sulak Alanların Koruması Yönetmeliği'nin büyük bir titizlikle uygulanması gerekiyor


YAZI: GÜVEN EKEN, DOĞA DERNEĞİ GENEL MÜDÜRÜ / GÖKMEN YALÇIN, DOĞA DERNEĞİ DOĞA KORUMA POLİTİKALARI KOORDİNATÖRÜ

Send Feedback Send as email

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.
reklam alani